Kıskançlıktan Kurtulmanın 5 Yolu

“Gurur, kıskançlık ve hırs insanların kalplerini ateşleyen üç ateştir.

Dante Alighieri

Kıskançlık bir kişinin veya bir ilişkinin yitirilmesinden korkulan, karmaşık bir ruhsal yaşantı ve olumsuz tutumdur. Bunun dışında başkasının sahip olduğuna kendisinin de sahip olma gerekliliğini hissettiren bir duygudur. Günlük yaşamda kıskançlık genellikle yakın ilişkilerde yaşanır. Kıskanılan kişinin kendini kapana kısılmış hissetmesi ile beraber kıskanan kişi de yoğun acı çeker. Kıskanan kişi huzursuz, mutsuz, sürekli karşısındakini suçlar bir ruh halindedir, partnerini devamlı kontrol eder, takip eder, onun yaşantısını sınırlar ve baskı oluşturarak onu kaybetmeyeceğini düşünür. Kıskanan kişi ilişkiyi korumak ve geliştirmek için olumlu çaba harcamak yerine gizli gizli öç alarak, küserek, ilişkiyi keserek ya da tehdit ederek, zor kullanarak ve kaba kuvvete başvurarak amacına ulaşmaya çalışır. Bu tutumlar kıskanılanı da kıskanandan uzaklaştırır. Kıskançlığın ölçüsü arttıkça olumsuz etkisi de artar ve sağlıksız davranışlara neden olabilir.

Kıskançlıkla başa çıkma yolları

Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları şey ilişkiyi korumak ve sürdürmektir. Sadakat, tehditle değil sevgiyle sağlanmalıdır. Çift sevgisini birbirine ne kadar çok verirse, o kadar çoğu geri dönecektir. Çoğu insan sevginin sadece bir “duygu” olduğunu sanır, oysa sevgi duygunun ötesinde bir “mevcudiyet” biçimidir. Sevgiyi paylaşmak ve göstermek bir tercihtir. Olgun sevgi eşlerin birbirlerine dikkat, kabul, takdir, merhamet göstermesi ve kendileri olmakta özgürlük tanınması üzerine inşa edilebilir ve içinde patolojik kıskançlığın barınmasına izin vermez.

 Kadın ve erkeklerin kıskançlık duygusu ile baş etme yöntemlerinde farklılıklar bulunur. Kadınlar genel olarak kendi hak ve isteklerinden vazgeçen ve alttan alan bir yaklaşım gösterirken; erkekler genellikle tehdit ederek ya da kaba kuvvet kullanarak sonuç elde etmeye çalışırlar. Oysa kıskançlık duygusu ile mücadelede ilk adım geçmişin yaralarını onarmak ve onları bugünün ilişkisinde iyileştirmektir. 

İkinci adım güven duygusunun onarılmasıdır. Güven duygusunu zayıflatan en önemli etken açık iletişimin olmamasıdır. Bu nedenle imalı sözlerden, üstü kapalı eleştirilerden ve küskünlüklerden kaçınmak gerekir. Kişi kıskançlığının altında yatan duygu ve düşüncelere ulaşmalı, kıskançlık duyduğu anlardaki düşüncelerini incelemeli ve kıskançlıktan önce gelen duyguları fark etmelidir. Bu duygu ve düşüncelerin farkına varmak, onları ayrı ayrı ele almayı ve mantıklı olup olmadıklarına tarafsız bir gözle bakmayı sağlar.

Bunun için atılması gereken aşağıdaki adımlar yol gösterici olacaktır.

1. Kıskançlık duygunuzla yüzleşin: 

Bu yıpratıcı duyguyu kontrol altına alabilmenin ilk yolu kıskançlığınızın farkında olmaktır. Bunun için gerçekten ilişkinizi tehdit eden bir durum olup olmadığını anlayın. Elinizde somut bir neden veya kanıt varsa bunu hiç vakit kaybetmeden partnerinizle konuşun. Eğer herhangi bir somut neden yoksa duyduğunuz kıskançlığın sevdiğiniz birini kaybetme korkusundan kaynaklanan yersiz ve anlamsız bir duygu olduğunu düşünebilirsiniz. 

2. Duygularınızı netleştirin: 

Kıskançlık duygunuzu her ortaya çıktığında sorgulayın. Kıskançlık duymanıza yol açan şeyleri belirlemeye çalışın. Kıskançlık yüzünden öfke ya da korku hissettiğinizde kendinize “Şimdi böyle hissetmeme neden olan şey ne?” sorusunu sorun ve nedenlerini belirleyin. Örneğin; bu sorunun yanıtı, kendinize ya da partnerinize güvensizlik, kendinizi beğenmeme, partnerinizin çekici ya da dışa dönük, sosyal biri olması, o gün eve geç gelmesi ya da aradığınızda cep telefonunu açmaması vb. olabilir. Bu belirlemeleri yaparken kendinizi kandırmayın, dürüst olun ve tüm duygularınızı açıkça ortaya koyun. Kıskançlığınızın nedenlerini anında belirlemeye başladığınızda, olumsuz duygulara kapılmadan önce bunları kontrol altına alarak yapıcı adımlar atabilirsiniz.

3. Empati kurun: 

Kıskançlık duygunuzun ve sonucundaki davranışlarınızın partnerinize etkilerine yakından bakın ve kendinizi onun yerine koyun. Sürekli ne yaptığının, nereye gittiğinin sorgulanmasının, her an takip altında olmasının ne kadar sinir bozucu, yorucu ve boğucu olduğunun farkına varın.

4. Kıskançlığı körüklemeyin:

Kıskançlık tepkilerinin altında çoğunlukla yanlış ve asılsız inançlar yatar. Örneğin; “Beni bırakıp başka birine gidecek. Artık beni sevmiyor. Benim yerime aşka birini tercih etti.” vb. Bu tür düşüncelerin abartılı ve yersiz olduğu konusunda kendinize telkinde bulunun. Unutmayın, düşüncelerinizi değiştirmeden davranışlarınızı değiştiremezsiniz. Olumsuz düşüncelerinizi olumluya çevirebildiğiniz ölçüde kıskançlık duygusunu kontrol altına alabilirsiniz. 

5. Özür dileyin: 

Kendinize hâkim olamayıp kıskançlık krizine girdiğinizde partnerinizden özür dileyin. Bunun için çok dokunaklı bir konuşma yapmanız gerekmez. Örneğin; “Bu yaptıklarım için gerçekten üzgünüm. Elimde olmadan bazen kıskançlıkla hareket ediyorum, özür dilerim.” demeniz yeterlidir. Böylece sırf kendi duygu ve düşünceleriniz yüzünden partnerinizi cezalandırmak istemediğinizi hem kendinize hem ona anlatmış olursununuz. Ayrıca onunla bu duruma neden olan o anki olayı konuşup yersiz şüphe ve düşüncelerinizden de kurtulma fırsatı yaratmış olursunuz. Bu da kıskançlık döngüsünü kırmaya başlamanıza yardımcı olacak önemli bir adımdır. Tüm bunları yaptıktan sonra hâlen kıskaçlık kâbusuyla boğuşmaya devam ediyorsanız, mutlaka bir psikoterapistten profesyonel destek almanız gerekiyor demektir.

Web

Instagram

Facebook

Twitter

YouTube

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir